Hepimiz son 1,5 yıldır hayatımıza yeni giren terimler ile yatıp kalkıyor ve endişeleniyoruz. Hele ki konu bilinmeyen aşılara gelince kaygı durumumuz artıyor. Çünkü bunu risk olarak algılıyoruz. Aşılar ve güvenilirlikleri konusunda elbette yazacağım bununla birlikte bugün sizinle riskli durumlarda nasıl tepkiler verdiğimizi, karar aldığımızı paylaşmak istiyorum.

Bireysel olarak riskli durumlarda nasıl karar alırız?

Yeni gelişen herhangi bir olayda, bu durumu risk olarak algıladığımızda ve karar vermemiz gerektiğinde vücudumuzda alarm verilir. Bu riskli durum karşısında vereceğimiz tepkilerde kararımızı etkiler.

Bireysel risk algısı, olasılık ve ciddiyet durumunun toplamı ile ölçülür. Riskli duruma ait bilgilerimizden daha çok, yaşamış olduğumuz tecrübeler, duygular ve hislerimiz davranışlarımıza yön verir.

Zihin karışık olduğunda, bilgiyi anlamlandırmakla daha çok uğraşır. Sürekli belirsizlikle ve karışıklıkla karşılaşan bir insan, risk algısını kolaylaştırmak için zihinsel kısa yollar geliştirir. Böylece yeni gelişen olaylarda edindiğimiz bilgiler, zihinsel kısa yollarımız aracılığı ile tepkilerimize dönüşür ve sonucunda karar veririz.

Zihnimiz bilgiyi anlamlandırmakla yoğun bir şekilde uğraşırken, etrafta aşırı fazla bilgi olması ise her zaman işleri kolaylaştırmamaktadır. Bu sebeple, hepimizin benimsediği görüşler ve aldığı kararlar birbirinden farklıdır.

Herkes daha önceden edindiği zihinsel kısa yollara ve duygularına uygun gelen bilgiyi daha çabuk benimser.

Riskli durum bildiğimiz konularda olduğunda önce edindiğimiz bilgiye, kanıtlara ve sebep sonuç ilişkisine bakarken, bilmediğimiz konularda ise daha çok duygularımıza, edindiğimiz zihinsel kısa yollara ve deneyimlerimize bakarak karar veririz.

Ben nasıl mı yapıyorum?

‘Madem ki biliyorsun, neden öğretmiyorsun?’ Dört bin yıllık Sümer Atasözü’nün de dediği gibi.

Öğrenciliğimden beri süregelen bilmek, öğrenmek, çalışmak, okumak, sorgulamak ve etrafımdakilerle paylaşmaya açık olmak gibi zihinsel becerilerim olduğu için çok şanslıyım. Risk olarak algıladığım durumlarda öncelikle öğrenmeyi hedefliyorum. Konu hakkında az da olsa bilgi sahibi olmak, zihnimi karışıklıkla boğuşmaktan kurtarıyor. Tepkisel kararlar vermemi dizginliyor. Zihnim durumu anlamlandırmaya çalışmakla yorulmadığından, sonrasında duygu ve hislerim ile oluşturduğum zihinsel kısa yollarımı daha verimli kullanabiliyorum. Bu sayede kararlarımdan dolayı her zaman mutluluk duyuyorum. ‘En kötü karar, kararsızlıktan iyidir.’ demiş Anton Çehov.

Sağlıklı günler dilerim.

Dr. Sabahat Karakaşlılar

Bir Yorum Yazın