COVID-19 günlüklerim; neler öğreniyorum? (4)

Duygular Dağıldı, Akıl Karıştı!

Peki 2020 yılında ne oldu?

Hayattan güzel temenniler dileyerek girdiğimiz 2020 yılının başında uzaklarda bir ülkede Çin’de yeni bir hastalık ortaya çıktı. Bize çok uzaktı ve hiç ilgilenmedik. Mart ayında ise bize gittikçe yaklaşmıştı, bir şeyler yapmak gerekecekti. 11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde ilk vaka saptanınca, değişim başladı.
Ne oldu?
O güne kadar karşılaşılmayan, ne olduğu ve/veya ne olacağı belli olmayan, bizim dışımızda var olan bu büyük güç, bir tehdit oluşturmaya başlayınca birlik oluşmaya başladık. İnsan olmaktan kaynaklanan korunma güdüsü ile kendi kozamıza, yuvamıza döndük.
Akıl karıştı.
Çok normaldi, hiçbir şeyin çizgisi belli değildi ve zorunluluklar vardı. Sağlık, iş, ev, yaşamak, aile, kendimiz ile ilgili pek çok alanda sosyolojik, psikolojik ve biyolojik zorunlulukların ne olduğu da bilinmiyordu.
Bana bir şey olacak mı?
Devam edecek miyim?
Bu sorularla akıllar daha da karıştı.
Süre uzadıkça sorular da değişmeye başladı.

Benim kendimle olan ilişkim nasıl?
Benim insanlarla olan ilişkim nasıl?

Bu değişen soruların cevabını aramak için, durmaya ihtiyacımız var.
Kriz anları, insanı kendi içinde düşünmeye teşvik eder. Tıpkı bir büyüteç etkisi gibi, sorguladıkça büyüyen ve insanı geliştiren güzel anlardır.
Peki, bu kriz anlarında olduğunuzda, yanınızda ilişkide olduğunuz insanlar varsa?

Pandemi sürecindeki evde kalma hali uzamaya, sorular artmaya başladıkça, dikkatimizi çekmeyen, günlük hayatımızın işleyişinde olan her bir alışkanlık, evde zorlayıcı kriz anları oluşturmadı mı?

İki insan, kadın ve erkek olsun, bir araya geldiği andan itibaren ne görür?
1- İnsani
2- Kimlik boyutunda (kadın-erkek) diğerini görür.
Herkesin karşısındakini farklı olarak görmesinin pek çok sebepleri vardır. Doğduğumuz coğrafya, doğduğumuz aile, büyüdüğümüz çevre, yaşadığımız deneyimler, zorluklarla mücadele etme biçimimiz, eğitimimiz, ilişkilerimiz…
İşte düşüncelerimizin ve duygularımızın gidip geldiği zorlu geçişlerde, bize hep alttan gelen ve baskın olan çocukluktan sahip olduğumuz kazınmışlıklarımız bizi teslim alır.

Pandemi sürecinin en zorlu sorusu, yaşamı sorgulatan sağlık sorusu oldu. Şansın verilmediği bir durumda, içinde bulunduğum halde yaşama devam etmek ister miydim?

Burada durarak bizi düşünmeye zorlayan sorulara, dengemizi bulmak üzere verdiğimiz cevaplar her birimizde farklılık göstererek devam ediyor. Çünkü yaşam hepimiz için ayrı güzellikte ve pek tabiiki zorlukta devam ediyor.

Benim sorularıma verdiğim cevaplar, yazımın devamında...

Dr. Sabahat Karakaşlılar

Bir Yorum Yazın