Çevrenizde olan biten olayları bir an durup inceliyor musunuz? Ben zaman zaman yapıyorum. Neler hissediyorum neler?

Dünyayı duyularımızla, algılarımızla tanıyıp, anlamlandırırız ve bunun sonucunda davranışlarımızı yaratırız. Çevreden gelen uyarılara karşı duyularımız önce bilgiyi izleme kuramı ile çalışmaya başlar ve bunun için geliştirilmiş 7 duyu sistemimiz vardır. Bu sistemleri bir piramide yerleştirecek olursak, piramidin tabanına Vestibüler sistem, Dokunma sistemi ve Propiyoseptif sistemi yerleştirmemiz gerekir. Bu ilk 3 sistem mutlaka gelişmelidir ki diğer sistemler yeterli işlev görebilsin. Diğer sistemlerimiz ise; tat alma, görme, işitme ve koklama duyu sistemlerimizdir.

Her birey kendine ait özellikleri barındırır.  Her birimizde farklı duyularımız ön planda iken, kimimizde de yeterli işlevsellikte bulunmaz. Duyu bütünleme, günlük yaşama katılma problemine yol açan duyularımızı işlevsel hale getirmeye yardımcı olan bir tekniktir.

Sahip olduğumuz 7 duyu sistemi birbirinden bağımsız çalışmaktadır ve kendi içinde de farklılıklar göstermektedir. Bazı bireylerde bir sistem aşırı hassas olabilirken, bir diğer sistem ise az hassas olabilir. Önemli olan sistemler arasında ve dolayısı ile çevre ile sağlanan uyumdur.

Doğduğumuz andan itibaren, hatta anne karnından itibaren büyüme ve gelişme göstermekteyiz. Anne karnında iken her 1 saniyede bir beyin hücrelerinde 700 sinaps yani bağlantı gerçekleştiği gösterilmiştir. Buna beynin plastisitesi, yani beynin yeni bağlantılar kurma kapasitesi denir. Çocuk 2-3 yaşına geldiğinde beynin bağlantı kapasitesi yetişkin beyninin 2-3 katı kadardır. Peki sonra ne olmaktadır? Özellikle ergenlik döneminden itibaren kullanılmayan bilgi kaybolur, buna budanma denir. Bu nedenle 0-6 yaş çocukluk dönemi çok önemli bir dönemdir ve her çocuk hekiminin bu dönemde bilgilendirmesi önemlidir.

Duyularımız doğduğumuz andan itibaren bize eşlik etmektedir. Çocuklara yaklaşımımızda duyularımıza yer vermek, onlarla duygusal iletişimler kurmak özellikle kendini ve dünyayı tanımaya çalışan bir birey için önemli gelişim basamağıdır. Bu gelişimi en mükemmel şekilde gerçekleştirecek bir sihir henüz bulunmamakla birlikte, sihirli bir sözcük vardır; afekt yani iletişim sinyalleri. Nedir iletişim sinyalleri? Nasıl kullanılır? Aslında hepimiz doğal olarak kullanmaktayız, bunlar mimiklerimiz, coşkumuzu içeren ifadelerimizdir. İletişimimiz içinde afekte ihtiyacımız vardır. Özellikle çocuklarla etkili bir iletişim için iletişim sinyallerin kullanmak çok önemlidir. Çocuklar biz yetişkinlerden daha iyi ve muazzam bir yüz okuma becerisine sahiptirler. Ancak her birimizin duyuları ve algıları farklı olduğundan, iletişim sinyalleri de farklı olacaktır. Bu da kişiliğin ve iletişimin rengidir.

Duyu sistemlerimizin ayrıntılarını yazımın diğer bölümlerinde anlatacağım.

Dr. Sabahat Karakaşlılar

Bir Yorum Yazın