Karşılıklı etkili iletişim

Bugün ilginizi çekeceğini düşündüğüm ve içimden geldiği gibi bilgilerimi kaleme almaya başladığım bir konu olan iletişimi yazmaya başladım, ancak bir hayli uzun oldu, sıkılmadan, sonuna kadar okumanızı dilediğim için 2 bölümde yayınlayacağım.

Sağlıklı iletişim kurabilmek günümüz koşullarında kolay olmamaktadır. Bu durumun pek çok sebebi olmakla birlikte, karşılıklı iletişimin mutlak olması gereken ‘anlaşılmak’ duygusunun eksikliği en önemli sebeplerden biridir.

Karşılıklı etkili iletişim, duyusal gelişim basamaklarının erken dönemde ve sağlıklı biçimde kazanılması ile mümkün olmaktadır. Erken çocukluk döneminde birey olmayı ve problem çözmeyi öğrenebilen çocuklar, sağlıklı iletişim becerilerine sahip olan erişkinler olurlar.

Duyularımız ve duygularımız da fiziksel özelliklerimiz gibi büyüme ve gelişme gösterir.

Doğduğumuz andan itibaren, hatta anne karnından itibaren büyüme ve gelişme göstermekteyiz. Anne karnında iken her 1 saniyede bir beyin hücrelerinde 700 sinaps yani bağlantı gerçekleştiği gösterilmiştir. Buna beynin plastisitesi, yani beynin yeni bağlantılar kurma kapasitesi denir. Çocuk 2-3 yaşına geldiğinde beynin bağlantı kapasitesi yetişkin beyninin 2-3 katı kadardır. Peki sonra ne olmaktadır? Özellikle ergenlik döneminden itibaren kullanılmayan bilgi kaybolur, buna budanma denir. Bu nedenle 0-6 yaş çocukluk dönemi çok önemli bir dönemdir ve her çocuk hekiminin bu dönemde bilgilendirmesi önemlidir.

Beyin gelişiminin 4 basamağı vardır.

  • Bedensel sağlık
  • Bireyselleştirilmiş şefkatli bakım ve bağlanma
  • Yeterli ve uygun uyaran
  • Toksik stresten korunma

Duyularımız doğduğumuz andan itibaren bize eşlik etmektedir. Çocuklara yaklaşımımızda duyularımıza yer vermek, onlarla duygusal iletişimler kurmak özellikle kendini ve dünyayı tanımaya çalışan bir birey için önemli gelişim basamağıdır. Bu gelişimi en mükemmel şekilde gerçekleştirecek bir sihir henüz bulunmamakla birlikte, sihirli bir sözcük vardır; afekt yani iletişim sinyalleri. Nedir iletişim sinyalleri? Nasıl kullanılır? Aslında hepimiz doğal olarak kullanmaktayız, bunlar mimiklerimiz, coşkumuzu içeren ifadelerimizdir. İletişimimiz içinde afekte ihtiyacımız vardır. Özellikle çocuklarla etkili bir iletişim için iletişim sinyallerin kullanmak çok önemlidir. Çocuklar biz yetişkinlerden daha iyi ve muazzam bir yüz okuma becerisine sahiptirler. Ancak her birimizin duyuları ve algıları farklı olduğundan, iletişim sinyalleri de farklı olacaktır. Bu da kişiliğin ve iletişimin rengidir.

Öğrenme becerisi olmadan karşılıklı etkili iletişimden bahsedemeyiz.

Tanıdığımız 7 duyu sistemimizin ilk 3 tanesi olan vestibüler, dokunma ve propiyoseptif duyu sistemlerinden alınan bilgiler işlenerek, diğer, görme, işitme, tat alma ve koku duyu sistemleri aracılığı ile anlam kazandırılır.

Sihirli sözcük; afekt

İletişimin içinde duyusal mesajlar taşıyan yüz ifadeleri, sesler ve beden dili ile desteklenen iletişim sinyallerine afekt denir.  Basit sesleri anlamak ve tepki vermek kolaydır. Ancak ses tonlarındaki hayret, sevinç, coşku mesajları sözcüklerden daha etkili olmaktadır. Duygusal mesajlar, sözcüklerden çok daha önce anlaşılır.

Hayatın ilk iletişim sinyalleri anne ve bebek arasında kurulmaktadır. Bebekler annelerinin ses tonu ve yüz ifadelerine göre seslerini ve bakışlarını organize ederler, yani kendi afektlerini oluştururlar; agularlar, gülümserler, dokunurlar, ağlarlar, karşılık verirler. Dolayısı ile hepimizin farklı algıları sonucunda oluşan, farklı afektleri, iletişim sinyalleri vardır.

Duygusal karşılıklılık, iletişim becerilerinin gelişmesi için gereken temeli oluşturur. Önce sesler ve ses öbekleri oluşur, sonra bu sesler anlamlı sözcüklere dönüşür. Bunların üzerine de daha sonra duygular gelişir. Bu sayede anneler bebeklerinin ne hissettiklerini kolayca anlarlar ve aralarında gelişen duygusal karşılıklılık ömür boyu devam ederek, nesilden nesile aktarılır.

Sevgi içeren, gülümseme, ses tonu, kucaklamanın içerdiği güven, dokunmanın sağladığı keyif ve samimi duygusal mesajların sürekliliği beyin gelişimini olumlu yönde etkileyen hormonların salınımına yardımcı  olarak, iletişimi son derece olumlu etkiler.

Kendinize hiç sordunuz mu? Neden iletişim kurarız? Neden diğer insanlarla bir arada bulunuruz?

Benim bu soruya  daha önceden verdiğim cevaplarla, öğrendikçe verdiğim cevaplar gittikçe sadeleşiyor.