Renkler de birbirlerine sarılır mı?

Evet kesinlikle sarılırlar, hatta sarıldıklarındaki o muazzam görüntüye gökkuşağı denir.

Bugün yazıma hatırımda kalan bir masalı paylaşarak başlamak istiyorum.

" Bir gün, dünya üzerindeki renkler bir araya gelip, hangi rengin en önemli olduğunu saptamaya çalışmışlar. Bunun için her renk söz almış. Yeşil demiş ki; en önemli renk benim, çünkü ben hayatın, umudun rengiyim. Doğada her yer benimle kaplı. Mavi hemen fırlamış; gökyüzünün ve denizlerin rengi benim ve ben huzurun rengiyim. Sarı gülümseyerek söz almış; dalga geçiyor olmalısınız, ben güneşin rengiyim, herkesi ısıtırım, ben olmazsam hepiniz donarsınız. Turuncu, sarının sözünü keserek; ben sağlık ve direncin rengiyim. Yaşam için gerekli vitaminlerin rengi bende, ayrıca her zaman görünmesem de güneş doğarken ve batarken benimle. Kırmızı dayanamayarak; en önemli renk benim, çünkü ben kan rengiyim, bensiz hayat olmaz, savaş ve ateş, aşk ve tutku, tehlike ve cesaret bensiz olmaz. Mor en sonunda ayağa kalkmış; hepinizden önemliyim, asaletin ve gücün rengiyim, kimse beni sorgulayamaz. Olan olmuş, büyün renkler kavgaya başlamış. Derken, bir anda gökgürültüsü ve şimşeklerin ardından yağmur yağmaya başlamış, renkler korkuyla birbirlerine sarılmışlar. Yağmur; hepinizin farklı bir görevi var, üstünlük çabanız niye? Hepiniz farklı ve özelsiniz. Bu sözlerin ardından renkler el ele tutuşup, yay gibi kıvrılarak gökyüzüne ilerlemişler. Bundan böyle ben her yağdığımda ve güneş açtığında, el ele gökyüzüne gelin, insanlar sizi gördüğünde huzur duyacak, güç bulacaklar. Gökyüzünü bir kuşak gibi sararak kötülükleri gizleyeceksiniz. "
Masal da burada bitmiş.

Renklerin yaşamımız üzerindeki etkileri o kadar çok ki, sadece farketmemiz gerekiyor. Rengin dokunduğu herşeyin ayrı bir güzelliğinin yanında, enerjisi ve anlamı da var.
Işığın, cisimlere çarptıktan sonra, gözümüzde yarattığı harika etkiye renk denir. Cisimler, ışığın içindeki 7 renkten sadece birini emer, diğerlerini yansıtır. Siyah, renklerin hepsini emdiği, beyaz ise hepsini yansıttığı için renk olarak sayılmaz. Renklerin koyu ya da açık olması ise ışıkla ilgilidir.
İngiliz fizikçi ve bilim adamı Newton yaptığı ışık deneyinde, ışığı bir prizmadan geçirmiş ve renklere ayırmıştır.
7 rengimiz; sarı, kırmızı, turuncu, mavi, yeşil, mor, laciverttir.
Gökkuşağı, ışığın su damlaları içinden geçen ışınlarının, kırılması ve yansıması ile oluşan bir doğa olayıdır. Işık ışınlarının farklı dalga boyunda olmaları sebebi ile, farklı yüzeylerde farklı kırılma indeksi ile kırıldıklarından yansıma açıları da değişir. Bu şekilde beyaz ışık, kendini oluşturmuş olan farklı renklere ayrışmış olur. Hepimiz yaptığımız prizma deneyini hatırlıyoruz değil mi?
Gökkuşağının oluşması için bazı süreçlerin tamamlanması gerekir;
Güneş ışınları yüzeye dik gelmemeli,

Su damlaları olmalı,
Güneş ışınlarının doğrudan yağmur damlalarına vurması gerekir.
Dolayısı ile gökkuşağı sabah ve akşam üzeri, yağmur ve güneşin aynı anda olduğu zamanlarda görülür. Güneş ve dünya arasındaki açı ve konuma göre de yer değiştirir. Dolayısı ile gökkuşağına doğru gitsek te aramızdaki mesafe aynı kalır ve maalesef altından geçemeyiz.

Renklerimizin ahenkle ve sevgiyle birbirine sarıldığı günler dilerim.

Dr. Sabahat Karakaşlılar

 

Bir Yorum Yazın